Öylesine buyurgan,
Öylesine güçlü ki sesin, öylesine.
Yükledim ateşten hasretini
Dağlandım özlemlerinle
Öksüz kaldım.
Çekip gittin geldiğimiz yere...
Yağmur yağınca enginlere,
Yaralı öğretmen yüreğimiz ulaşır maviliklere
Karıştım ela şarap yüklü ayaklı kadeh yüreğine.
Kanayan bedenim yürüyen mezarlık,
Düş görmüyorum artık.
Gözlerimde savaş pırıltısı
Sesimde yenilmişliğin izi
Ve tutmuyor eli ayağı yaratıcılığımın
Giderken arkamdan
Bir pencere düşürseydin odama,
Düşlerimde bakabilseydim sana
Yüreğimi de götürdün mezara
Üryan kaldım.
Bağımsız gerçekliğin karnından kopardığım,
Güneş kırıkları ile koşuyorum sana...
Ve bu sevda,çoşkulu öykünüş,
Zorla kapı dışarı edilmişliğin yetimliğinden
Geri dönüş kainata
Bu devinimlerin
Balık sürüsü içinden,çite doğru yüzen,
Sadece bir balık olmak için;
Ulaşmak için bütüne,özgürlüğe ve aşka.